Motorla Yunanistan / Bölüm 1/ Kavala-Meteora

Merhaba merkez! Uzun soluklu Yunanistan maceramızın ilk bölümü ile karşınızdayım. Dile kolay. Motorla 3.500 km, 4 şehir, 2 ada, 15 gün!  Bu yazıda size, motorla İstanbul’dan Yunanistan’a gidişimizden ve ilk 2 günümüzden bahsedeceğim. Hazırsanız başlayalım!

 

Motorumuzu aldığımızda bizi en çok heyecanlandıran şey motorla uzun yol yapmaktı. İlk uzun yolculuğumuzu Uçmakdere’ye yaptık ve çok keyifliydi. Sonrasında yine motorumuzla Bozcaada ve Ayvalık’a gittik. Artık hedefi büyütmenin zamanı gelmişti. Hedefimiz Yunanistan’dı. Birlikte gittiğimiz arkadaşlarımız geçen yaz iki kez motoruyla Yunanistan- Tasos’a gittiler. Bize deneyimlerini anlatırken bunu birlikte de yapmalıyız dedik ve “neden daha uzağa gitmeyelim?” sorusuyla rotamızı oluşturmaya başladık. Uzun toplantılar sonucunda tam 15 günlük bir tatil planı çizdik. Rotamızda sırasıyla; Kavala, Meteora, Zakynthos, Kefalonya, Ioannina ve Halkidiki vardı. Vizeler, rezervasyonlar, araç sigortaları, yeşil kart derken hazırlıklar tamamlandı ve 25 Haziran için beklemeye koyulduk.

Bizim motorumuz Honda NC750X. Motorumuzda, arkada 45 lt, yanlarda 2×29 lt lik taşınabilir bagaj, önde de kapalı kaskın girebileceği kapasitede bir adet internal bagaj var. Biz ekstra olarak arkadaki bagajın üzerine küçük çapta yumuşak hacimli bir çantayı örümcek ile sabitledik ve öndeki saklama alanının üzerine de seyahatimizden önce ekstra bir bagaj aldık. Bu çanta, yolculuk sırasında gerekli olabilecek eşyalara (kamera, pasaportlar, cüzdan vs…)  kolay ulaşım sağlaması açısından bize avantaj sağladı. Ayrıca uzun yolda hem artçının (bu ben oluyorum 🙂 ) şoförle, hem de iki motor şöförünün birbirleriyle olan iletişimi için, seyahatten önce kasklarımıza intercom sistemi bağladık ki bunun ne kadar gerekli olduğunu daha ilk günden anladım.

 

 

25 Haziran sabahı saat 08:30 da çocuklarla Kumburgaz tarafında buluştuk. (Biz İstanbul trafiğini atlatmak için bir gece önceden annemlerin yazlık evinde kalmıştık) İstanbul- İpsala arası yaklaşık 250 km. Yolda tek bir uzun mola verdik. O da bu yolda bir klasik olan Ünal’dı.

DSC_9210_
Malkara/ Ünal Peynircilik

 

Yaklaşık saat 14:00 de İpsala sınır kapısına vardık. Çıkışta motorla olduğumuz için sıra beklemememize rağmen çıkış işlemleri için kontrol noktalarında oldukça vakit kaybettik. Hava ise inanılmaz sıcaktı. Saat 15:00 de Yunanistan tarafına geçmiştik.

DSC_9217_
İpsala Sınır
LRG_DSC09067_1
25.06.2017 14:55 İpsala/ Yunanistan

 

İlk durağımız Kavala idi.  İpsala- Kavala arası yaklaşık 200 km. Yollar hep otoban ve etrafta çok yerleşim birimi yok. Kavala’ya 70 km kala ücretli bir geçiş var. Yunanistan yollarında ücretli geçişler hayli bol. Bu nedenle yanınızda bozuk para bulundurmakta fayda var. Genelde geçişler, motor için 1.70, arabalar için 2.40 euro. Kavala’daki otelimiz Oceanis Oteldi. Yaklaşık 16:00 da otelimize varmıştık.

Kavala5
Kavala su kemeri
Kavala_Castle
Kavala Kalesi / Kaynak: Wikipedia

Hemen motor ekipmanlarından kurtulup kendimizi otelin terasındaki havuza attık.

 

DSC_9226_
Kavala/ Oceanis Hotel

Otelimizin terasından Kavala liman gözüküyordu.

 

 

Biraz dinlendikten sonra Kavala sokaklarında kısa bir tura çıktık ve akşam yemeğimizi Sousouro‘da yedik. Yemekler gerçekten enfesti. Kabak cips (Kabaki) muazzamdı. Tadı hala damağımda. Fiyatlar da bir o kadar uygundu. 4 kişilik bir yemek için oldukça uygun bir bedel ödedik.

 

 

LRG_DSC09122

Epey yorgun olduğumuz ve sabah bizi bekleyen uzunca bir yol olduğundan şehri çok da gezemedik. Erken vakitte otelimize dönüp güzel bir uyku çektik.

 

KAVALA HAKKINDA

Kavala (Yunanca adı aynı, Καβάλα) Yunanistan’nın Doğu Makedonya ve Trakya bölgesinde aynı adı taşıyan ilin (nomos) merkezi olan sahil kentinin adıdır. Osmanlı Devleti döneminde Balkanlar ‘ın en önemli merkezlerinden biriydi. Kavala’lı Mehmet Ali Paşa’nın doğum yeridir.

Kavala, Birinci Balkan Savaşı’nda Bulgarlar tarafından ve İkinci Balkan Savaşıesnasında Yunanlar tarafından ele geçirildi. Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra şehir, aldığı işçi göçleriyle birlikte yeni bir refah devrine girdi. Bu büyüme tarım ve endüstri alanında oldu. Tütün işleme ve tütün ticareti alanında oldukça büyük bir yere sahipti.

Kavala’nın şehir merkezinde bir tepede, Ortaçağ kalesi bulunmaktadır. Ayrıca surlar bugün özellikle sahil şeridinden hâla geniş ölçüde görünebilmektedir.

Kaynak: Wikipedia

 

METEORA

Sabah kahvaltımızı otelde yapıp, yine erkenden yollara düştük. Varış noktası Meteora idi. Kavala- Meteora arası yaklaşık 360 km. Kavala- Selanik arası 128 km. İki ücretli geçişten geçtik. Selanik’ten sonra da 240 km ve 0.80 ve 1.70 euro olmak üzere 2 ücretli geçiş var. Selanik- Meteora arası yollar dağlık ve bolca tünel var. Meteora’ya 40 km kala ise yollar iyice virajlanıyor.

DSC_9371_

 

15:30 da Kalambaka’ya varıyoruz. Otelimiz Hotel King . Otele giderken manzara karşısında gerçek anlamda büyüleniyoruz.

 

 

 

Yine ilk iş kendimizi otele atıp kıyafetlerden kurtulup, duş alıp hemen Meteora’yı keşfetmek. Önce bir şeyler yemek için Kalambaka’da Syrthaki Taverna’ya uğruyoruz. Mekan boş olmasına rağmen servis bir hayli geç ve elemanlar bir hayli ilgisiz. Bu tatildeki ilk gyros deneyimimi yaşıyorum ve Korcan’ların “daha iyileri var” uyarısına rağmen damağım bayram ediyor 🙂

DSC_9384_
Gyros ve Mythos! Ayrılmaz ikili!

 

Kalambaka, Meteora’nın hemen altındaki iki kasabadan biri. Oldukça şirin ama gündüz saatlerinde hava çok sıcak olduğundan ötürü dükkanların çoğu kapalı. Biz akşam Meteora’dan döndüğümüzde caddelerdeki kalabalığı gördüğümüzde gözlerimize inanamadık. Gündüz in cin top oynayan sokaklarda gece iğne atsan yere düşmüyordu.

 

Yemekten sonra Meteora için motorlarla tırmanmaya başladık. Biz Meteora’yı bu tura İlhan’ın isteğiyle ekledik. Aldığı duyumlara göre manzara muhteşemdi. Bu planı yaptığımızda ilk önce kendi kendime “tatil yapmaya gidiyoruz. Denizi olmayan yerde tatili neyleyim?” diye sorduğum doğrudur. Ama görsellerini görünce daha gitmeden orası için heyecanlanmaya başlamıştım. Zaten denize daha yolumuz vardı ve muhakkak Yunanistan merkezinde bir yerlerde konaklamalıydık. Meteora ise bu mola için biçilmiş kaftan oldu. Tam bir görsel şölen yaşadık ve iyi ki buraya uğramışız. Eğer planlarınızda bir Yunanistan turu varsa kesinlikle Meteora’ya şans vermelisiniz. Belki de başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir yapıya ve manzaraya sahip. Yunanistan dendiğinde akla gelmeyecek saklı bir cennet. Meteora’ya yaya olarak ulaşım yok. Aşağıdan belli saatlerde otobüsler kalkıyor. Meteora’ya giderken koca koca kayaları ve üzerindeki manastırları gördüğünde insan bi “nasıl yani?” diye soruyor kendine. O kadar muazzam, o kadar insan üstü ki. Gitmeden yaptığım kısa bir araştırmayı sizinle paylaşmak istiyorum:

Meteora, gökyüzünde asılı demek. Kayaların üzerinde manastırlar var. Bu kayaların bazılarının yerden yüksekliği 500 m. Meteora, UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmış.  Manastırlar arası ulaşım ip köprülerle yapılıyor. Manastırları gezerken etek giymek şart. 9. yüzyılın başlarında Tanrı’ya daha yakın olmak isteyen rahipler önce kayaların içindeki mağaralarda yaşamaya başlıyorlar ve ibadetlerini yapıyorlar. Daha sonra, ortodoksluğu muhafaza etmek için manastırlar inşa etmeye başlıyorlar. 14. yüzyılın sonlarına gelindiğinde tam 14 tane manastır inşa ediliyor. Ama günümüze kadar yalnızca 6 tanesi korunarak gelmiş. Hepsi de ziyaretçiye açık. 4 tanesinde rahipler, 2 tanesinde rahibeler kalıyor.

LRG_DSC09270_1

 

Bizim yukarı çıkmamız 18:00 bulduğundan manastırların içini gezemiyoruz. Kapalı oluyorlar çünkü. Ama etraf o kadar güzel ki manastırları gezmiş kadar oluyoruz. Eğer manastırları da ziyaret etmek isterseniz diye topladığım bilgileri paylaşmak istiyorum.

  1. Büyük Meteoron veya Metamorphisis (Holy Monastery of Great Meteoron)
    Meteora’da bulunan en büyük Manastır. 3 ana bölümden oluşmakta. Bu bölümler içinde mutfak’tan ambar’a kilise’den mezar odasına kadar bir çok bölüm var. Büyük kulenin içinde file ile ulaşımın sağlandığı mekanizma var.  Ambarda burada kullanılan her türlü eşyayı görme şansınız var. Tahıl ambarından, şarap fıçılarına, tarla  sürme araçlarında, kıyafetlere kadar bir çok eşyayı görebiliyorsunuz.
  2. Varlaam Manastırı (Holy Monastery of Varlaam)
    Büyük Meteoron çaprazında bulunmakta ve İkinci büyük manastır. İçinde çok eski ve zengin el yazmaları ve duvar resimleri var. Kartal figürünün olduğu bir kapıdan geçerek manastıra ulaşıyorsunuz. Tabi önünüzdeki uzun bir merdiven’i de aşmak gerekiyor. İçindeki yemek salonu, mutfak ve hastane en önemli yapılar olarak öne çıkıyor. Burda hatıra eşyası alabileceğinizbir dükkanda bulunuyor.
  3. Roussanou Manastırı (Holy Monastery of Roussanou)
    Diğerlerine nazaran biraz daha az yüksek bir tepeye kurulmuş. 2. Dünya savaşında almanlar tarafından yağmalanmış. Arkeologlar tarafından tekrar onarılmış ve 1988 den beri küçük bir Rahibe grubu tarafından kullanılıyor. Giriş katında kilise ve ambar bulunmakta. Diğer katlarında da karşılama salonu, sergi salonu ve diğer ambarlar bulunmakta. Bu manastır içinde de Varlaam manastırına nazaran daha küçük duvar resimleri var.
  4. Anapausas Manastırı (Holy Monastery of St. Nicholas Anapausas)
    Meteora’da sizi ilk karşılayan manastır. Diğerlerine göre daha küçük ama mimari açıdan farklı bir yapıya sahip.
  5. St. Stephen Manastırı (Holy Monastery of St. Stephen)
    Küçük  manastırlardan biri. Diğerlerine nazaranbu biraz daha düz bir alana inşa edilmiş. 2. Dünya savaşında almanlar tarafından hasar veirlmiş ama daha sonrasından keşişler tarafından yeniden inşa edilmiş. Rahibelerin yaşadığı tek manastır.
  6. Agia Triada veya Trinity Manastırı (Monastery of the Holy Trinity)
    Bulunduğu konum açısından en muhteşem manastır. Manastır’a kayalığın içine oyulmuş merdivenle çıkabiliyorsunuz. Manastırın inşaatı 18 yıl sürmüş. İnşaat için gereken malzeme ise ancak 70 yılda taşınabilmiş. Roger Moore’un oynadığı For Your Eyes Only filminde burası kullanıldığı için James Bond manastırı olarak da biliniyor.

Kaynak: www.gezecegiz.com

 

 

DSC_9468_

LRG_DSC09252DSC_9477_DSC_9509_

Önce manastırların etrafında tur atıp bol bol fotoğraf çektirdikten sonra  panoramik manzaranın olduğu bir yerde kayalıklara örtümüzü serip piknik yapıyoruz. Kayalıkların belki de en güzel yerini kapıyoruz İlhan sayesinde 🙂 Önümüz uçurum ama olsun 🙂 Üstelik o gün Korcan’ın doğumgünü olduğundan yanımızda götürdüğümüz rose şarabı açıp acayip güzel bir gün batımına karşı keyifle vakit geçiriyoruz.

DSC_9557_
Oturduğumuz yerden manzara

 

DSC_9674_

Gün batıp da yerimizden kalktığımızda görüyoruz ki burada gün batımı izlemek pek popüler 🙂 Geldiğimizde bomboş olan kayalıklar gün batımını izlemeye gelen insanlarla kaynıyordu.

Hava kararmadan tekrar Kalambaka’ya dönüyoruz ve akşam yemeği için mekan ararken karşımıza Taverna Panellinio çıkıyor. Koca bir bahçe içinde geniş ve ferah masaları olan bir mekan. Yemekler güzel. Izgara fetayı, yerel şarabını ve yemekten sonra sipariş ettiğim ballı yoğurdu çok sevdim. Fiyatlar yine uygun. Bu günden sonra gittiğimiz her tavernada hesap istedikten sonra koca bir tabak karpuz ikram olarak geliyor 🙂 Yine dinlenmek ve sabahki uzun yolculuğa hazırlanmak için otelimizin yolunu tutuyoruz.

Sabah yerel bir pastanede kahvaltımızı geçiştiriyoruz. Yunanistan’da içi muhallebili börekler, fetalı çörekler pek meşhur.

 

Bu kapısında İngilizce bile yazmayan mekanda, teyze Yunanca dışında başka dil bilmediği için parmak yordamıyla bir şeyler sipariş edip yine yola koyuluyoruz

Yolculuk Zakynthos’a ! Yazı çok yakında…

Kavala ve Meteora videolarını izlemeyi unutmayın 🙂

 

 

İlgili yazılar:

Motorla Yunanistan/ Bolum 2/ Zakynthos-Zant

Motorla Yunanistan/ Bolum 3/ Kefalonia

Motorla Yunanistan/ Bolum 4/ Yanya-Halkidiki

2 Comment

  1. Muhteşem:)))) sağlıkla,daha nice tatillere olsun

  2. şahane heyecanla yazının diğer bölümlerini bekliyorum…

Yorumlarınız benim için değerli!