Bozcaada. Maraton bahane, tatil şahane:)

Bu, en sevdiğim yazılardan biri olacak! Çünkü Bozcaada tatilleri hep en sevdiklerim. Bundan yıllar önce tanıştık Bozcaada ve Amaranda Ada Evi ile.  Adayı her ziyaret eden gibi, biz de feribottan adaya adım atar atmaz büyülendik. Ama bizim adayı bu denli sevmemizde, daha ilk günden sıcacık karşılamaları ile Amaranda’nın dünya tatlısı sahipleri Mustafa ve eşi Özlem’in etkisi çok büyük. Üstelik bunu yalnızca biz değil, Amaranda’da kalan her misafirin hissettiğine eminim. Öyle ki sanki bir otelde değil de adadaki evinizde kalıyormuşsunuz gibi rahat hissediyorsunuz. Ada sakini zaten çok sıcak kanlı ve misafirperver. Yıllar içinde Özlem ve Mustafa ile ilişkimiz dostluğa dönüştü ve İstanbul’da da buluşup hasret giderdik. Kızları İpek, okula başlamadan evvel ,yılın büyük bölümünü adada geçiriyorlardı. İpek’in okula başlamasıyla beraber Özlem, İstanbul’da daha fazla vakit geçirir oldu. Mesela bu tatilimizde ikisi de adada değildi 🙁 İpek doğayla ,insanlarla ve hayvanlarla iç içe büyümüş, dünyanın en mutlu ve güzel kız çocuklarından biri.

amaranda
Özlem, Mustafa ve İpek

Havaların da ısınmasıyla birlikte bu kez adaya motorumuzla gitmeye karar verdik. Kısa bir tatil olacağı için o küçük 3 bagaja da rahatlıkla sığabilecektim 🙂 Ayrıca Bozcaada’ya gidişin ne kadar meşakatli olduğunu bilenler bilir. Özellikle sezonda hafta sonları o feribot kuyrukları dillere destandır. Üstelik biz New Balance maratonu için gidiyorduk ve bu koşuyu bekleyen binlerce insan vardı. Öyle ki arabayla gitmek durumunda kalsaydık gitmekten vazgeçebilirdik. Motorlayken, feribota binmek için kuyruk sırasında beklemiyorsunuz. Sabah 11:30 gibi evden çıkmış olsak da, yolda (bekarken de başıma çok gelen) “çayın altını kapattım mı?” sorunsalıyla gişelerden eve döndük ve biraz zaman kaybettik 🙂 Üstelik her zaman olduğu gibi ocak kapalıydı 🙂 Ay ölücem! İkinci kez evden çıktık ve yola koyulduk. Hava güzeldi. Bozcaada ve Gökçeada’ya giderken muhakkak Malkara’da Ünal’a uğrayıp o şahane peynirlerden yapılmış tostları mideye indiriyoruz. Bu defa da öyle oldu. Dönüşte de uğrayıp eve de peynir almayı ihmal etmedik.

Karanlığa kalmamak için (malum motorla gündüz yol yapmak daha güvenli ) biraz acele edip Gelibolu’dan Çanakkale Boğazını geçtik. Bu geçiş yaklaşık 15-20 dk sürüyor.

Lapseki’de inip yaklaşık 1 saat bir yolculuktan sonra Geyikli’den Bozcaada feribotuna binmiştik. Bu geçiş de yaklaşık 40 dk sürüyor. Kıyıya yanaşırken ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsiniz!

Feribottan indiğimizde Mustafa bizi bekliyordu 🙂

bozcaada (8)

Ve Amaranda’daydık. Yorgun fakat çok mutluyduk. Mor salkımlarıyla bizi Amaranda bahçe karşılamıştı.

bozcaada (9)
Amaranda Bahçe

Valizlerdekileri çıkartıp Mustafa’nın, içinde şarkıcı Yalın’ın da olduğu büyük bir grup için rezervasyon yaptığı Asma6′ ya gittik. Yemekler enfesti. O gece tüm yol yorgunluğumuzu unuttuk. Ertesi sabah Aysun gelecekti 🙂 Güzel bir ada sabahına uyanmak için uykuya gittik.

Amaranda  Bahçe’nin sabahları ayrı güzel. Kahvaltıları da en özlediklerim arasındaydı. Mustafa tabiri caizse tam bir reçel ustası. Her şeyden reçel yapıyor adam! Aysun da gelmişti. Keyifler şahaneydi.

Kahvaltıdan sonra adaya asıl geliş sebebimiz olan maraton maceramız vardı. Aslında bizim değil, İlhan’ın macerası 🙂 İlhan geçen yılki 10k koşusunda da koştu. Bu yıl da hazırlanıp gelmişti.  Ben mi? Tatilde yaymak benim işimdi. Adada bolca turlayıp dondurma falan yemek varken kim koşacaktı?! 🙂 İlhan gururumuzdu 🙂

İlhan koşarken biz de adanın en yeni kahvecisi CoffeeShelter’ı keşifteydik 🙂 Mekana bayıldık. Son derece minik, şirin, sıcacık bir mekan. Zevkle dekore edilmiş, konsept bir 3. dalga kahvecisi CoffeeShelter.  Adanın bolca misafir alan, hayvan dostu mekanlarından biri. Hatta mekanın maskotu da bir kedi:) Adı Meze. Buraya muhakkak uğrayın Can ve Cemil’e selamımızı iletin 🙂 Sonraki günler de biz oradaydık. Soğuk kahvelerinin hastası olduk. Lattesi de, Ice Mochası da, Cold Brew’u da enfes.

Geçen yıl İlhan koşudayken, Aysun’la Asude Ada’da tıkınmaya dalıp, koşuyu bitiren İlhan’ı karşılamaya gidememiştik 🙂 Hala dilinden kurtulamadığımız için bu yıl finishte onu bekliyorduk. 10k ‘yı 1 saat 4 dakikada koşan İlo huzurlarınızda 🙂

Saat 2 yi bulmuştu ve hava gerçekten çok sıcaktı. Bi deniz yapmak lazımdı 🙂 Ayazma’ya gitmeye karar verdik. İyi ki de gitmişiz. Sahil çok keyifliydi. Deniz suyu çivi gibiydi. İlhan beni nasıl bir gaza getirmişse o buz gibi suya girdim. Ben de İlhan’dan aldığım gazı Aysun’a yolladım 🙂 Sonuç. Hep beraber denizdeydik! Önce çok soğuk geliyordu ama gerçekten girince alışıyordun:) İlk gidişimizde lodos vardı. Deniz oldukça dalgalıydı ve yüzmek daha bir keyifliydi 🙂

 

Denizin keyfini en çok çocuklar çıkartıyordu 🙂

Sahilin keyfini de 🙂

Koşuda yorgun düşen İlhan’ı uzun süre gören olmadı 🙂

bozcaada (47)

 

Akşam yemeği için o gece Kapı 14′ e gittik. Mezelerinden  Ege karması ve ara sıcaklardan Karidesli keçi peynirine bayıldım.

Gecenin ilerleyen saatlerinde upuzun bir masaya konuk olduk. Mey rakının sponsorluğunda, rakı üstadı Mehmet Başkaya’nın rakı abadıyla ilgili verilen yemekte , Yakamoz Restaurant’ta buluştuk. Rakı adabıyla ilgili acayip şeyler öğrendik. Sonrasında geceyi Çiçek pastanesi’nde krem şokola yiyerek bitirdik 🙂

Çoğunuz zaten biliyorsunuz. Aki gift shop adanın en tatlı hediyelik eşya dükkanlarından biri. Buradan arkadaşlarınıza ya da kendinize hediye alabilirsiniz. Şahane bir Bozcaada anısı olacaktır. Ben de ne zamandır küçük bir el çantası arıyordum. Hayalimdekini orada buldum. Aysun da sabun ve plaj elbisesi aldı.

Ertesi gün de tabii ki deniz ve güneş bizi bekliyordu. Bu defa yanımıza leziz bir ada şarabı ve sandwich aldık. Ayazma’nın en çok bu özelliğini seviyorum. Dışarıdan istediğinizi yanınızda götürebiliyorsunuz. Üstelik yukarıda restaurantı da var. Dilerseniz orada da takılabiliyorsunuz.  Özellikle benim için harika bir sezon açılışı oldu bu tatil 🙂 Resmen enerji depolanmış şekilde döndüm şehre.

O akşam Mustafa bizi adanın en yeni lokantasına götürdü. A’dada lokanta. Sahibi Burhan Bey, bize uzun uzun, yemeklerini yapmak için özenle seçtiği yöresel malzemelerden bahsetti. O malzemelerle yapılan yemekler gerçekten enfesti. Hele bir damla sakızlı muhallebisi vardı ki…

Ada sokakları zaten masal gibi. Adımlamak, o tıka bası dolu restaurantların masalarının arasında, rengarenk sokaklarda gezmek gerçekten benim için ayrı bir zevk.

İşte bizim kısacık, 4 günlük Bozcaada maceramız. Yine cebimizde bir sürü anı, bolca kahkaha, tenimizde güneş ve yeni dostluklar biriktirdik.

Daha fazlası için tık.

4 Comment

  1. İlk yorumuu ben yazayım..😬 Heyy instagramdaki cool kadın blogda çok cici ve samimi.. kahveci de acılmış demek adayaa.. gitmeyeli 2 yıl oldu duvarlar da resimlenmiş.. 👀umarım kendine has o temiz denizi ve samimiyetini ada hiçç kaybetmez🎈🌺

  2. Bozcaada’ya senelerönce gitmiştim ve çok beğenmiştim arabayı geyikliye bırakıp bisikletlerimizle feribota binip harika gezmiştim.güzel yazınızı okuyunca tekrar gitmeyi istedim.Sizi zevk ve merakla takip ediyorum.hep böyle enerjik ve Mutlu kalın

  3. Kübra Güngör says: Cevapla

    Blog çok iyi olmuş cidden.Bozcaada yaZınız ve fotoğraflar enfes.Adaya gitmek için sabırsızlanıyorum😍

  4. Cemalüfer nergiz öztürk says: Cevapla

    Bizimde bu sonbahar icin bir ada planimiz var ekim gibi lakin nasil olur oralar o mevsimde buda merak konum¿ Bu yaziniz oralara ilk gidicek benim icinde güzel bir altlık oluşturuyor teşekkürler..

Yorumlarınız benim için değerli!